Kabuslarla Üç Ölüm

Kabuslarla Üç Ölüm deneme yazı gece hikaye okumak yazmak yazı yazılar
Kabuslarla Üç Ölüm

Kabuslarla Üç Ölüm

 

Kabuslarımın en şiddetli olduğu geceden düştüm. Ruhum bile kırıldı ama kemiklerim sapasağlam kaldı.

 

Karanlığın orta yerinde nefretle kendimi tutuşturdum. Acının alevlerle tenimde gezinişinden ziyade aydınlığın kör eden ışıltısıyla öldüm. Küllerimi göğe savurdular. Kuşlara yem oldu yangınım, onları da yaktım. Biraz koştum sonra, biraz beynimden vuruldum. Kurşunun delip geçtiği yerden tilkilerimi kaçırdım. Kendimi parçaladım, her bir tilkinin arkasına farklı bir ben taktım, bir tane de bana bıraktım. Ondan da sıkılıp uçurumdan attım. Leşim bir hayvana zehir oldu. Onu da öldürdüm, zihnime gömdüm. Kimse bulamadı.

 

Herkesin ev zannettiği zindana döndüm.

Önce intihar ettim, sonra kendimi astım.

Farklı sebeplerle öldüm, sebepsizliği öldürdüm.

Cehenneme gönderdiler.

Bir kere de onlar istediği için yandım, günahlarımla cehennemi yaktım.

Orada kaldım.

Kum saatini erittim.

Zamanı durdurdum, hatta geri aldım.

Hayata döndüm.

Pencerelerimi kırıp kar tanelerini zihnime soktum, ruhumdaki demir parmaklıklara tutunup dünyanın üzerine sallandım, bir cadı kazanının içine atladım.

Karanlık sokaklarda yaşayan insanlara karıştım, onlarla yarıştım

ve kazandım.

kabuslarla ölüm deneme yazı gece hikaye yazı yazmak okumak
Kabuslarla Üç Ölüm

 

Uyudum ama uyanmadım. Ölüm saatimi ayarlayıp, yaşamdan, geri sayım başlattım. Üç saniyeye ancak üç kelime ve bir ömür sığdırdım. Masanın başına oturdum. Bedenimi şarja taktım, kalemi kırıp kahveme kattım. Sonra yazdım:

 

İlk kelimelerimi kendimi öldürmek için harcadım. Son cümlemi kendimi gömebilmek için feda ettim. Aradakileri ise biraz toprakla, biraz insanla ve biraz da acıyla doldurdum.

 

3 cümlelik bir hayat yaşadım. Nerede başlayacağımı, nerede bitireceğimi, noktasını, virgülünü harmanlayınca cümlelerime karıştım. Nefeslerim uzatıp, ölümlerimi, öldüklerimi ve  öldürdüklerimi arttırdım. Gözyaşı arttı, birçok şey arttı. Ben azaldım. Hepi topu 3 cümleydi. Aştı acımı. Ayak bileklerime dolandı, bataklığım bile battı, toprak kokusu ciğerlerimi yaktı.

 

İnsan ömrü bu, yanar. Kendi kül yığının arasına gizlenip ömrünü arar belki de. Gökyüzüne, denizlere veya ağaçların esintisine takılı kalmış bir umudun pençesine atılır, tutunur.

 

Bir iple bağlayamıyorum cümlelerimi işte… Kimisi kopuyor ucundan, karışıp gidiyor hayatla ölüm. Aradaki fark birkaç harfe bakmasaydı, sayılar girmeseydi işin içine mesela, daha da uzamazdı o cümleler. Herkes kendine bu kadar düşmezdi, başkalarına bu kadar kör olmazdı. Oysa insan insanı gömmeye yetemiyor şimdi. Biri, başka birinin acısına fazla geliyor ya da eksik, her şey harfle düzeltilemiyor. Her şey 3 cümleye sığmıyor. Toprak bile yetmiyor, insanlar cesetleriyle birlikte yürüyor.

 

Paylaşın !

Serbest Yazı

Serbest Yazı

Fikrinizi Paylaşın :)

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.